01 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği eğitiminizin ardından yaklaşık 13 yıldır farklı gıda sektörlerinde kalite güvence, gıda güvenliği ve kalite sistemleri yönetimi alanlarında sorumluluklar üstlendiniz. Farklı üretim teknolojilerine sahip işletmelerde edindiğiniz deneyimlerden hangileri bugünkü bilimsel temelli kalite yönetimi yaklaşımınızı en çok şekillendirdi?

Merve Göksüner

Mesleki gelişimimin üniversite yıllarında başladığını söyleyebilirim. Burslu öğrencilik dönemimde her yaz staj yaparak farklı süreçleri tanıma fırsatı buldum. Özellikle üretim sahasında çalışanlarla yan yana olmak benim için çok öğreticiydi. Bir işlemin kâğıt üzerinde nasıl tarif edildiğiyle sahada nasıl yürütüldüğünü görmek, bugün de koruduğum bakış açısının temelini oluşturdu.

Gıda sektöründeki yaklaşık 13 yıllık deneyimimin 10 yılı piliç kesimhanesi, ileri işlenmiş ürünler ve yumurta alanlarında; yaklaşık bir buçuk yılı sirke ve turşu üretiminde, bir yılı da danışmanlık ve denetim çalışmalarında geçti. İlk iş yerimde geçirdiğim yedi yılda proses kontrolünden müşteri şikâyetlerine, kalite sistemlerinden tedarikçi denetimlerine kadar pek çok sürece dâhil oldum.

Beni hızla geliştiren durumlardan biri, işi öğreneceğimi düşündüğüm deneyimli kişilerin ayrılması ve erken dönemde tek başıma sorumluluk almak zorunda kalmamdı. Araştırarak, soru sorarak ve sahada çözüm arayarak ilerledim. McDonald's denetimleri için gelen İngiliz denetçilerle çalışma fırsatı ve gerçekleştirdiğim tedarikçi denetimleri ise bana farklı bir sorgulama disiplini kazandırdı.

Sonraki yıllarımda ekip ve sistem yönetimine ağırlık verdim. Bugün biliyorum ki standartları bilmek önemli; fakat o standartların uygulandığı üretimi ve insanı anlamadan etkili bir kalite yönetimi oluşturmak kolay değil.

02 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Kariyeriniz boyunca ISO 9001, ISO 22000, FSSC 22000 ve BRCGS gibi yönetim sistemleriyle çalıştınız. Mevcut sistemleri yönetmenin yanı sıra sistem geliştirme, yeniden yapılandırma ve yeni standartlara geçiş süreçlerinde de sorumluluk üstlendiniz. Bu deneyimler size etkili bir kalite ve gıda güvenliği sistemi kurmak konusunda neler öğretti?

Merve Göksüner

Kariyerimin ilk döneminde ISO 9001 ve ISO 22000 sistemlerinin sürdürüldüğü işletmelerde çalıştım. Sonraki yıllarda FSSC 22000 ve BRCGS gereklilikleriyle de deneyim kazandım. Sorumluluklarım mevcut sistemi sürdürmekten sistemi geliştirmeye, yeni standartlara geçiş süreçlerini ve tesis denetimlerini yönetmeye doğru genişledi. İkinci iş yerimde kalite ve gıda güvenliği yönetim sistemini büyük ölçüde yeniden oluşturduğumuz bir süreç yaşadık.

Bu deneyim bana şunu öğretti: Bir sistemi kurmak, önce dokümanları hazırlayıp sonra çalışanlardan bunlara uymalarını istemek değildir. Önce ürünü, prosesi, tehlikeleri, iş akışını ve işletmenin gerçek koşullarını anlamak gerekir. Standartların gerekleri elbette karşılanmalı; ama çözüm aynı zamanda sahada uygulanabilir olmalıdır.

Bir diğer önemli nokta, süreç sahiplerinin sisteme katılmasıdır. Prosedürleri üretim, bakım, Ar-Ge ve ilgili ekiplerle birlikte oluşturduğunuzda yalnızca daha gerçekçi bir sistem kurmazsınız; insanların o sistemi neden uyguladığını anlamasını ve sahiplenmesini de kolaylaştırırsınız. Benim için iyi bir sistemin ölçüsü doküman sayısı değil, riskleri günlük işleyişte ne kadar etkili yönettiğidir.

03 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Farklı tesislerde geniş kalite ekiplerini yönettiniz. Sizce kalite müdürü olmakla kalite lideri olmak arasında nasıl bir fark var? Ekiplerin sorunların çözümüne katılımını sağlamak, çalışan yetkinliğini geliştirmek ve ortak sorumluluk bilinci oluşturmak açısından nasıl bir liderlik yaklaşımını benimsiyorsunuz?

Merve Göksüner

Bence kalite müdürlüğü ve kalite liderliği birbirinin karşıtı değil; bir kalite müdürü aynı zamanda çok iyi bir lider olabilir. Ayrım, soruna nasıl yaklaştığımızda ortaya çıkıyor. Sadece kuralların uygulanmasını takip edip bir uygunsuzlukta “Bunu kim yaptı?” diye sormakla, “Bu durum neden oluştu ve tekrarını nasıl önleyebiliriz?” diye sormak arasında önemli bir fark var.

Bir hata gördüğümüzde çalışanı dinlemeyi, süreci yerinde gözlemlemeyi ve ilgili kişileri çözümün içine katmayı önemsiyorum. Çünkü görünürdeki hatanın arkasında eğitim eksikliği kadar uygun olmayan ekipman, karmaşık iş akışı, yetersiz alan ya da üretim baskısı da bulunabilir. Beyin fırtınası ve kök neden çalışmaları, farklı ekiplerin birbirinin görmediği ayrıntıları fark etmesini sağlar.

Tabii bu yaklaşım sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Gıda güvenliği açısından risk varsa önce ürünü ve prosesi güvenceye almak gerekir. Ardından kalıcı çözümü birlikte geliştirir, uygulanmasını ve etkinliğini izlersiniz.

Benim için liderlik, insanlara yalnızca ne yapacaklarını söylemek değil; nedenini anlatmak, görüşlerini duymak ve doğru uygulamaları sürdürebilecekleri koşulları oluşturmaktır.

Gıda güvenliği ve kalite süreçlerini anlatan tematik fotoğraf
Gıda güvenliği | Saha uygulamalarıKalite sistemlerinden saha uygulamalarınaKalite sistemlerinin gücü, gerçek proses koşullarında uygulanabilir olmalarında ortaya çıkar.
04 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Gıda işletmelerinde kalite ve gıda güvenliği faaliyetleri zaman zaman üretimi yavaşlatan veya ek maliyet oluşturan süreçler olarak değerlendirilebiliyor. Sizce üst yönetimin kaliteye bakışı, işletmenin gıda güvenliği kültürünü nasıl etkiliyor? Yöneticilerin kurallara uyma konusunda örnek olmasının önemi nedir?

Merve Göksüner

Gıda güvenliği kültürünün yönünü büyük ölçüde üst yönetim belirliyor. Bir işletmede başarı yalnızca ne kadar üretildiği, ne kadar satıldığı ve sevkiyatın ne kadar hızlı yapıldığı üzerinden konuşuluyorsa kalite süreçleri zamanla üretimi yavaşlatan bir maliyet gibi algılanabiliyor. Oysa uygunsuz ürün, yeniden işleme, iade, geri çağırma, tüketici sağlığına zarar verme riski ve itibar kaybının da ciddi sonuçları var. Kaliteye ayrılan kaynağın yanında önlenen risklerin değerini de görmek gerekiyor.

Üst yönetimin etkisi yalnızca bütçeyle sınırlı değil; davranışları da belirleyici. Örneğin üretim alanında risk değerlendirmesine göre bone, maske veya uygun ayakkabı kullanılması gerekiyorsa aynı alana giren yönetici ve ziyaretçiler de aynı kurallara uymalı. İşletme sahibi ya da önemli bir ziyaretçi geldiğinde kural esnetiliyorsa çalışanlara hangi mesajı veriyoruz?

Bana göre çalışanlar yalnızca eğitimlerde duyduklarını değil, yöneticilerinin günlük davranışlarını da örnek alıyor. Gıda güvenliği önceliğinin gerçek olup olmadığını zor bir üretim kararında, kaynak ihtiyacında veya bir kuralın uygulanmasında yönetimin aldığı tutum gösterir. Kurallar kişilere göre değil, risklere göre uygulanmalı.

05 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Bir işletmenin uluslararası bir gıda güvenliği standardına göre belgelendirilmiş olması, sistemin sahada gerçekten etkin şekilde uygulandığını gösterir mi? Denetim dönemlerinde gereklilikleri yerine getiren bir işletmeyle, gıda güvenliğini günlük çalışma kültürüne dönüştürmüş bir işletmeyi nasıl ayırt edebiliriz?

Merve Göksüner

Belgelendirme önemli ve değerli bir değerlendirme mekanizmasıdır; ancak bir işletmede bütün risklerin her an kontrol altında olduğunun tek başına garantisi değildir. Bir standardın gerekliliklerini karşılamakla, o gereklilikleri her gün aynı kararlılıkla uygulamak arasında fark var.

Bazı işletmelerde denetim yaklaşırken yoğun hazırlık yapılabildiğini görüyoruz. Prosedürler gözden geçirilir, eksikler kapatılır, sahada daha fazla kontrol yapılır. Oysa sistemin gerçek gücü denetim günlerinde değil, sıradan bir üretim gününde ortaya çıkar. Denetim olmadığı zamanlarda da aynı hijyen kuralları uygulanıyor mu? Çalışanlar yaptıkları kontrolün nedenini biliyor mu? Bir sapma olduğunda üretim baskısına rağmen doğru karar alınabiliyor mu?

Ben böyle bir sistemi değerlendirirken kayıtlarla sahadaki uygulamanın tutarlı olup olmadığına, farklı vardiyalardaki işleyişe, çalışanlarla yapılan görüşmelere, uygunsuzlukların kök nedenlerine ve alınan aksiyonların etkinliğine bakarım. Bir kontrolün formda işaretlenmiş olmasıyla gerçekten doğru şekilde yapılmış olması aynı şey değildir.

Gıda güvenliği belgesi benim için ulaşılması gereken nihai hedef değil; yıl boyunca sahada etkin biçimde uygulanan bir yönetim sisteminin bağımsız denetimlerle doğrulanmasının sonucudur.

“Gıda güvenliği belgesi benim için ulaşılması gereken nihai hedef değil; yıl boyunca sahada etkin biçimde uygulanan bir yönetim sisteminin bağımsız denetimlerle doğrulanmasının sonucudur.”— Merve Göksüner
06 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Gıda güvenliği sistemlerinin yalnızca kalite departmanının sorumluluğunda görülmesi, diğer departmanların süreci yeterince sahiplenmemesine neden olabiliyor. Üretim, bakım, Ar-Ge, satın alma, depolama ve sevkiyat gibi birimlerin HACCP çalışmalarına aktif katılımı neden önemli? Tehlike analizlerinin ve proses akışlarının birlikte oluşturulması, sistemin sahiplenilmesini nasıl etkiler?

Merve Göksüner

Gıda güvenliği yalnızca kalite departmanına bırakıldığında diğer birimlerde “Bunu kalite takip eder” anlayışı yerleşebiliyor. Bu durumda prosedürleri kalite hazırlıyor, denetim hazırlıklarını kalite yürütüyor ve uygunsuzlukları da tek başına kalite çözmeye çalışıyor. Oysa ürün güvenliği işletmenin bütün kararlarından etkileniyor.

HACCP ekibinin gerçek anlamda etkin çalışmasını bu nedenle çok önemsiyorum. Ekip yalnızca isimlerin yer aldığı bir listeden ve imzalanmış toplantı tutanaklarından ibaret olmamalı. Üretimi bilen kişilerle proses akışını birlikte oluşturmalı, sahada doğrulamalı ve tehlike analizlerini ilgili uzmanlıkların katkısıyla yapmalıyız.

Üretim, gerçek operasyonu ve sapmaların hangi koşullarda yaşandığını; bakım, ekipman ve altyapı kaynaklı tehlikeleri; satın alma, hammadde ve tedarikçi risklerini; Ar-Ge, ürün ve proses değişikliklerini; depolama ve sevkiyat ekipleri ise muhafaza ve dağıtım koşullarını masaya getirebilir. İnsan kaynaklarının eğitim, yetkinlik ve çalışan uyumu açısından desteği de değerlidir.

Birlikte hazırlanan çalışma, yalnızca daha kapsamlı bir risk değerlendirmesi sağlamakla kalmaz. Her birim kendi faaliyetinin gıda güvenliğine etkisini görmeye ve sorumluluk almaya başlar. Tabii ekip çalışmasının sonuçlarının uygulamaya aktarılması, gözden geçirilmesi ve yönetim tarafından desteklenmesi gerekir. Bana göre gerçek sahiplenme, sistemi birlikte inşa ettiğimizde başlar.

Gıda güvenliği ve kalite süreçlerini anlatan tematik fotoğraf
Kalite yönetimi / DenetimBelgeden davranışaDenetim günü değil, sıradan üretim günü sistemin gerçek dayanıklılığını gösterir.
07 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

İşletmeler düzenli hijyen ve gıda güvenliği eğitimleri vermelerine rağmen çalışanların kurallara uyumunda sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu durumun arkasında yalnızca bilgi eksikliği mi var, yoksa çalışanların alışkanlıkları, yöneticilerin davranışları, üretim baskısı ve fiziksel çalışma koşulları da belirleyici mi?

Merve Göksüner

Tek bir nedenle açıklamak doğru olmaz. Çalışanların eğitim geçmişi, okuryazarlık düzeyi ve öğrenme biçimleri farklı olabilir. Bu nedenle herkesin katıldığı aynı eğitimin herkes tarafından aynı düzeyde anlaşıldığını varsayamayız. Ama bazen çalışan kuralı biliyor, nedenini de anlıyor; yine de sahaya geçtiğinde farklı davranıyor.

Çünkü işe yeni başlayan biri, üretimde amirinin veya deneyimli çalışma arkadaşlarının kurala uymadığını gördüğünde onları örnek alabiliyor. Zamanla eğitimde anlatılan değil, çalışma ortamında normal kabul edilen davranış belirleyici hâle gelebiliyor. Yönetimin tutumu, alışkanlıklar ve ekip içindeki rol modeller bu yüzden önemli.

Bir de koşulların etkisi var. Yetersiz ekipman, iş akışındaki zorluklar, uygun olmayan fiziksel alan veya yüksek üretim baskısı doğru uygulamayı güçleştirebiliyor. Bu durumlarda aynı eğitimi tekrar etmek tek başına çözüm olmayabilir.

Dolayısıyla “Eğitim verilmiş miydi?” sorusunun yanına “Çalışan ne anladı, sahada ne görüyor ve doğru davranışı gerçekleştirebiliyor mu?” sorularını da koymak gerekiyor. Bilginin alışkanlığa dönüşmesi, çalışma kültürüyle yakından ilişkili.

08 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Çalışan eğitimlerinin gerçek davranış değişikliğine dönüşmesi için nasıl bir yaklaşım benimsenmeli? Özellikle görsel ağırlıklı ve sahada uygulamalı eğitimlerin, hem çalışan farkındalığını artırmak hem de kuralların uygulanmasını zorlaştıran koşulları belirlemek açısından katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Merve Göksüner

Eğitimin etkisini yalnızca katılım formuyla ölçemeyiz. Çalışanın bilgiyi anlayıp anlamadığına ve bunu işinin başında uygulayıp uygulamadığına bakmalıyız. Bu nedenle görsel ağırlıklı, kısa, anlaşılır ve gerçek proses üzerinde yapılan uygulamalı eğitimlerin çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Örneğin bir müşteri şikâyeti sonrasında kök neden analizinde eğitim ihtiyacı belirlenmişse veya mevcut bilgileri tazelemek istiyorsak ilgili çalışanlarla doğrudan üretim alanında çalışabiliriz. Ekipmanı, ürün akışını ve kritik noktaları yerinde göstermek hem anlatımı somutlaştırır hem de çalışanların soru sormasını kolaylaştırır.

Bu yöntemin benim için ikinci bir değeri daha var: Eğitim sırasında biz de öğreniyoruz. Çalışanın hangi adımda zorlandığını, bir talimatın neden uygulanamadığını veya işlemi zorlaştıran fiziksel bir engeli sahada doğrudan görebiliyoruz. Sonra bunu çalışanla birlikte değerlendirip uygulanabilir bir çözüm arayabiliyoruz.

Elbette her problemin yanıtı eğitim değildir. Sorun ekipmandan, altyapıdan ya da iş organizasyonundan kaynaklanıyorsa esas müdahale oraya yapılmalı. Eğitimin işe yarayıp yaramadığını da sonraki saha gözlemleri ve uygulamanın sürekliliğiyle doğrulamak gerekir. Etkili eğitim, doğruyu anlatmanın yanında doğruyu uygulamanın önündeki engelleri de görünür kılar.

09 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Bir müşteri şikâyeti veya uygunsuzluk yaşandığında genellikle ilk olarak hatanın kimden kaynaklandığı araştırılabiliyor. Oysa sorunların arkasında ekipman, iş akışı, altyapı veya organizasyon kaynaklı nedenler bulunabiliyor. Gerçek kök nedenlere ulaşmak ve kalıcı düzeltici faaliyetler geliştirmek için nasıl bir yaklaşım izlenmeli? Sahadan örnekler paylaşabilir misiniz?

Merve Göksüner

Bir uygunsuzlukta kişiye odaklanmadan önce süreci gözlemlemeyi tercih ederim. Çünkü bazen çalışan hatası gibi görünen bir sonucun arkasında sistemsel bir neden bulunabilir.

Örneğin ürün ağırlığıyla ilgili bir şikâyet düşünelim. İlk refleks tartımı hangi çalışanın yaptığını araştırmak olabilir. Oysa tartım alanına gidip süreci izlediğimizde terazinin çok dar bir noktada, çevredeki ambalajlarla temas edecek biçimde konumlandırıldığını fark edebiliriz. Bu temasın ölçümü etkileyip etkilemediği elbette test edilmelidir; ancak böyle bir ihtimali görmeden çalışanı suçlamak doğru bir yaklaşım olmaz.

Benzer şekilde üretim alanına telefonla girilmesini yasaklayıp çalışanlara eşyalarını güvenle bırakacakları bir yer sağlamazsak kuralın uygulanmasını zorlaştırırız. Ya da kapalı kalması gereken çift kapılı geçiş alanı taşıma ekipmanına uygun tasarlanmamışsa çalışanlar operasyon sırasında kapıyı açık bırakma yoluna gidebilir.

Bunlar sahada karşılaşılabilecek durumları anlatan örnekler. Her birinde önce ürün ve proses güvenliğini sağlamak, ardından saha gözlemi ve ilgili ekiplerin katkısıyla kök nedeni doğrulamak gerekir. Çözümü yalnızca kâğıt üzerinde kapatmak yerine uygulamak ve tekrar yaşanıp yaşanmadığını izlemek önemlidir.

Bir kuralın neden uygulanmadığını sorgulamadan önce, o kuralın uygulanabilirliğini de sorgulamalıyız.

“Bir kuralın neden uygulanmadığını sorgulamadan önce, o kuralın uygulanabilirliğini de sorgulamalıyız.”— Merve Göksüner
Gıda güvenliği ve kalite süreçlerini anlatan tematik fotoğraf
İnsan faktörü / Uygulamalı eğitimKuralın çalışan tarafından sahiplenilmesiSahada uygulama, geri bildirim ve öğrenmenin kalıcılığı birbirini tamamlar.
10 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Kalite yöneticiliğinin yanı sıra tedarikçi denetimleri ve bağımsız denetim alanında da deneyim sahibisiniz. Bir işletmenin sahip olduğu sertifikalar, gıda güvenliği açısından yeterli güvence sağlar mı? Denetimlerde gerçek üretim koşullarını, proses yetkinliğini ve sistemin sürdürülebilirliğini değerlendirmek için nelere dikkat edilmesi gerekir?

Merve Göksüner

Bir sertifika, işletmenin belirli standart gerekliliklerine göre değerlendirilmiş olduğunu gösterir ve önemli bir güvence unsurudur. Ancak yeni bir tedarikçiyle çalışırken veya mevcut bir sistemin etkinliğini değerlendirirken tek başına yeterli sayılmamalıdır. Ürüne, prosese ve tedarik zincirine özgü riskleri de anlamak gerekir.

Denetimlerde, özellikle bazı küçük ölçekli işletmelerde, dikkat çekici bir durumla karşılaştım: Danışmanlık hizmeti alınmış, HACCP planları ve prosedürler hazırlanmış; fakat dokümanlar yıllar öncesine ait ve üretimdeki değişikliklere göre güncellenmemiş. Böyle bir durumda kâğıt üzerinde bir sistem bulunuyor olsa da sistemin güncel prosesleri ve gerçek saha koşullarını ne kadar yansıttığı sorgulanmalı.

Buradaki sorun danışmanlık alınması değil; danışmanlık hizmetinin hazır evrak teslimine indirgenmesi ve oluşturulan sistemin işletme tarafından sahiplenilip yaşatılmaması. Danışmanın da işletmenin de hedefi, yalnızca denetimde gösterilecek belgeler değil, çalışanların anlayıp uygulayabildiği güncel bir yapı olmalı.

Benim için iyi bir denetim, önce süreci anlamakla başlar. Hammadde kabulü, proses kontrolleri, temizlik ve hijyen uygulamaları, izlenebilirlik, uygunsuz ürünün yönetimi ve sevkiyat koşullarını birbiriyle ilişkili değerlendiririm. Yalnızca prosedürün varlığını değil, sahada nasıl uygulandığını, çalışanların sapma hâlinde ne yaptığını ve kayıtlarla fiilî uygulamaların örtüşüp örtüşmediğini de görmek isterim.

Tedarikçi denetimleri bana farklı üretim teknolojilerini tanıma ve aynı standardın farklı işletmelerde farklı risklere karşılık gelebileceğini görme fırsatı verdi. Bu yüzden denetimi yalnızca bir kontrol listesi doldurmak olarak görmüyorum. Uygunsuzluk kapatıldıktan sonra alınan aksiyonun gerçekten etkili olup olmadığının doğrulanması da aynı derecede önemli. Bana göre iyi bir denetim, işletmenin kendisini daha doğru değerlendirmesine ve sistemini geliştirmesine katkı sağlamalıdır.

11 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Kanatlı eti, yumurta, ileri işlenmiş ürünler ve fermente gıdalar gibi farklı sektörlerde kalite güvence ve gıda güvenliği yönetimi sorumlulukları üstlendiniz. Bu sektörlerin kendilerine özgü proses ve ürün güvenliği risklerini değerlendirmek, kalite yönetimi yaklaşımınıza neler kazandırdı? İşletmelerin ürün ve proseslerine özgü riskleri doğru tanımlaması neden önemlidir?

Merve Göksüner

Farklı ürün gruplarında çalışmak bana, gıda güvenliğinde tek tip bir çözüm olamayacağını gösterdi. Temel yaklaşım risk temelli olmalı; ama riskin kaynağı ve kontrol yöntemi ürünün özelliklerine ve prosese göre değişir.

Örneğin kanatlı eti üretiminde bulaşıcı hastalıklar, antibiyotik kalıntısı, mikrobiyolojik tehlikeler, çapraz bulaşmanın önlenmesi, proses hijyeni ve sıcaklık yönetimi öne çıkar. İleri işlenmiş ürünlerde ürünün niteliğine göre kullanımı sınırlı katkı maddeleri, ısıl işlem, çiğ ve pişmiş alan ayrımı, ambalajlama ve muhafaza koşulları kritik olabilir. Sirke ve turşu gibi ürünlerdeyse fermantasyonun yönetimi, pH, asitlik, mikrobiyolojik stabilite ve ambalaj bütünlüğü farklı bir kontrol yaklaşımı gerektirir.

Bu çeşitlilik, tehlike analizinin neden başka bir tesisten alınmış hazır bir şablona indirgenemeyeceğini de açıklıyor. Hammadde özelliklerini, proses akışını, ekipmanı, hedef tüketiciyi ve ürünün kullanım koşullarını birlikte değerlendirmeliyiz.

Farklı tesislerde çalışmak, bir uygunsuzluğa bakarken yalnızca sonucu değil, ürünün ve prosesin bütününü düşünmeme katkı sağladı. Standartlar ortak bir çerçeve sunar; ancak doğru risk yönetimi, sahadaki gerçek koşulları anlamakla başlar.

12 | 12FET | Gıda güvenliği | Kalite sistemleri
Food Engineer Talks soruyor

Son olarak, Türkiye’de gıda güvenliği yönetiminin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce önümüzdeki yıllarda işletmelerin öncelikle geliştirmesi gereken alanlar neler? Eğitim, denetim ve danışmanlık çalışmalarının bu dönüşümde nasıl bir rolü olabilir?

Merve Göksüner

Türkiye'de gıda sektörünün güçlü bir teknik birikimi ve önemli bir üretim deneyimi olduğunu düşünüyorum. Ancak işletmelerin ölçeğine, insan kaynağına ve yönetimin önceliklerine göre kalite ve gıda güvenliği sistemlerinin olgunluğu ciddi farklılıklar gösterebiliyor. Kendi gözlemlerime göre büyük işletmelerde uzmanlaşma ve sistematik yönetim daha güçlü olabiliyor; orta ölçekli işletmelerde kaynak kısıtları belirginleşirken, küçük işletmelerde bu alandaki güçlükler daha da artabiliyor. Elbette istisnalar var; yalnızca işletmenin büyüklüğü gıda güvenliğini garanti etmez.

Bu farkın yalnızca personel sayısıyla ilgili olmadığını, belgelendirmeye yüklenen anlamda da ortaya çıktığını düşünüyorum. Özellikle büyük ve kurumsallaşmış işletmelerde kalite ve gıda güvenliği, tüketici güvenini ve marka itibarını korumanın, sürdürülebilir büyümenin ve pazardaki varlığını devam ettirmenin önemli bir parçası olarak daha fazla benimsenebiliyor. Orta ve küçük ölçekli bazı işletmelerde ise belgelendirme, müşteri taleplerini karşılamak veya ürünlerini belirli pazarlarda satabilmek için yerine getirilmesi gereken bir koşula indirgenebiliyor. Böyle olunca öncelik, sistemi gerçekten geliştirmek yerine belgeyi almak ve denetimden geçmek olabiliyor. Oysa belgelendirme pazara giriş için gerekli olsa bile, gıda güvenliğinin amacı yalnızca ticari bir şartı karşılamak değil, tüketiciyi her gün korumaktır.

Bu farkı kadrolarda da görebiliyoruz. Deneyimlediğim örneklerde büyük bir işletmenin kalite organizasyonunda beyaz ve mavi yakalı toplam 60 kişi görev alabilirken, orta ölçekli bir işletmede bu sayı yaklaşık 10'a, bazı küçük işletmelerde ise bir veya iki kişiye kadar düşebiliyor. Bunlar sektör ortalaması değil, farklı ölçeklerde karşılaştığım yapılanma örnekleri. Aynı mevzuat ve gıda güvenliği sorumluluğunu çok daha sınırlı bir ekiple yürütmeye çalışmak, özellikle uzmanlaşma, sahada takip ve sistemin güncel tutulması açısından zorluk yaratıyor.

Son çalıştığım işletmenin bir Alman şirketi tarafından satın alınması ve Almanya'daki işleyişi görme fırsatım olması da bu farkları düşünmemi sağladı. Gözlemlediğim yapıda farklı konular belirli kişilerin uzmanlık ve sorumluluğuna verilmiş, bunlar merkezî bir kalite yönetimiyle koordine ediliyordu. Türkiye'de de özellikle uluslararası şirketlerde benzer modeller görülebiliyor. Ancak birçok işletmede sınırlı sayıdaki kalite çalışanının sistem yönetimi, saha kontrolü, denetim, şikâyet ve iyileştirme faaliyetlerinin pek çoğunu aynı anda üstlenmesi bekleniyor. Bu nedenle konu yalnızca personel sayısı değil; görevlerin doğru dağıtılması, uzmanlığın geliştirilmesi ve yeterli kaynağın sağlanması.

Bir diğer sorun yetişmiş ara eleman, deneyimli operatör ve teknik personel bulmak ve onları işletmede tutabilmek. Yoğun üretim temposu, ağır çalışma koşulları ve çalışanların değişen beklentileri personel devrini ve yeni çalışanların uyum sürecini etkileyebiliyor. Bunu yalnızca çalışanların dayanıklılığı üzerinden değerlendirmek yerine, çalışma koşullarını iyileştirmeyi, iş başında eğitimi ve kurumsal bilgi aktarımını güçlendirmeyi de düşünmeliyiz.

Ekonomik koşulların yarattığı baskı ise bütün bu sorunları derinleştirebiliyor. Maliyetleri azaltma kararı alındığında bazı işletmelerde ilk kısıntı yapılan alanlardan biri kalite ve gıda güvenliği bütçesi olabiliyor. Oysa nitelikli personel, bakım, hijyen altyapısı, analizler, tedarikçi kontrolleri ve eğitimden plansız biçimde tasarruf edilmesi daha büyük risklere ve kayıplara yol açabilir.

Hammadde maliyetleri ve fiyat baskısı da yeterince doğrulanmamış tedarik kaynaklarına yönelme riskini artırabilir. Kontrol mekanizmalarının zayıflaması, gıda güvenliği sorunlarının yanı sıra kasıtlı taklit ve tağşiş girişimlerinin fark edilmesini de zorlaştırabilir. Taklit ve tağşişin ekonomik çıkar amacıyla gerçekleştirilen kasıtlı eylemler olduğunu; ekonomik zorlukların bunları haklı çıkarmadığını özellikle vurgulamak isterim. Tedarikçi değerlendirmesi, hammadde doğrulaması, izlenebilirlik ve gıda sahteciliği risklerinin yönetimi bu nedenle ihmal edilmemeli.

Bence çözüm, gıda güvenliğini yalnızca kalite departmanının sorumluluğu olarak görmekten çıkarmakta başlıyor. Üst yönetim kaynak sağlamalı; her departman kendi süreçlerindeki riskleri sahiplenmeli. Sahada uygulamalı eğitimler, etkin HACCP ekipleri, kök neden analizleri ve risk odaklı denetimler bu yaklaşımı güçlendirebilir. Danışmanlığın da hazır doküman sunmak yerine işletmenin kendi risklerini anlamasına ve sistemini sürdürebilmesine katkı sağlaması gerekiyor.

Sonuçta ürettiğimiz şey insanların tükettiği bir gıda. Ekonomik koşullar ne kadar zor olursa olsun, insan sağlığını korumak ertelenebilir bir maliyet kalemi olarak görülemez. Gıda güvenliği bütün işletmenin ortak sorumluluğudur.

Gıda güvenliği ve kalite süreçlerini anlatan tematik fotoğraf
Sektörel riskler | Kalite güvenceHer ürünün kendi tehlike profiliKanatlı ürünleri ve fermente gıdalarda ürün ve proses özelliklerine göre farklılaşan gıda güvenliği riskleri, sektöre özgü kontrol yaklaşımları gerektirir.
“Gıda güvenliği bütün işletmenin ortak sorumluluğudur.”— Merve Göksüner